Prof. Dr. Çağrı ERHAN​

ALTINBAŞ ÜNİVERSİTESİ REKTÖRÜ

ALTINBAŞ ÜNİVERSİTESİ REKTÖRÜ

Prof. Dr. Çağrı ERHAN

Türkiye ve Çin Halk Cumhuriyeti  – Türkiye Gazetesi (09.06.2024)

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Çin Halk Cumhuriyeti’ne (ÇHC) gerçekleştirdiği ziyaret üç açıdan önemli.

Birincisi ziyaretin zamanlaması. Geçtiğimiz haftalarda Tayvan Boğazı’nda yaşanan gerilimin hızla tırmanması ÇHC’nin Tayvan’a yakında müdahale edebileceği ihtimalini akıllara getirmişti. Ukrayna savaşı sırasında Rusya’ya verdiği desteğin karşılığını Tayvan meselesinde tam ve şartsız destek olarak alan ÇHC bölgede bugüne kadarki en büyük askerî tatbikatını gerçekleştirerek âdeta ABD’ye karşı bir güç gösterisi gerçekleştirmişti. Her ne kadar “Tek Çin” politikası yürüttüğünü ifade etse de ÇHC’nin Tayvan’ı ilhak etmesini istemediğini de dile getiren ABD, Pekin yönetimini ikaz etmişti. Diğer taraftan Hong Kong’da yürürlüğe sokulan yeni güvenlik düzenlemelerine karşı Batı destekli protestolar ÇHC’de rahatsızlığa sebep olmaktaydı. Dışişleri Bakanı Fidan ziyareti sırasında yaptığı açıklamalarda “Türkiye’nin ÇHC’nin toprak bütünlüğüne ve siyasi egemenliğine olan desteğinin tam olduğunu” net bir şekilde dile getirdi. Fidan ayrıca, “Çin’e yönelik silahlı terör hareketlerine karşı” Türkiye’nin ÇHC’nin yanında yer almaya devam edeceğini de vurguladı.

Fidan’ın ziyaretini önemli kılan ikinci husus ÇHC’nin küresel konumuna yaptığı vurgu. Batı ile çok yönlü ve çok katmanlı iş birliği içinde bulunan, NATO üyesi ve AB’ye aday Türkiye’nin, Batı’nın kendisine en büyük rakip hatta tehdit olarak gördüğü ÇHC’nin dünya çapındaki ekonomik siyasi girişimlerine destek olması, hızla dönüşmekte olan uluslararası sistemi çok iyi okuduğunu gösteriyor. Fidan Çin’in yükselişini, “egemen güçlerin önceki yüzyılda kurmuş oldukları pazarların daha adil, rekabet edilebilir pazar şartlarında yeniden el değiştiriyor olması kabul edilmesi gereken bir sonuçtur” sözleriyle tabii bir süreç olarak nitelendirdi. Dünyada herkese yetecek kadar refahın bulunduğunu, uluslararası ekonomik rekabetin, medeni, adil ve uluslararası kurallara uygun olarak yürütülmesi gerektiğinin altını çizen Fidan, adlarını açıkça zikretmese de Türkiye’nin Batılı müttefiklerine şu üç mesajı verdi:

-ÇHC’nin ekonomik ilerleyişi karşısındaki başarısızlığınızı izale etmek için ÇHC’yi ötekileştirme siyaseti gütmeyin.

-Küresel hegemonyanız ortadan kalkmasın diye tüm dünyayı savaşa taşıyacak, kutuplaştırıcı tutum ve davranışlardan kaçının. Mevcut tutumunuz devam ederse hepimizi büyük bir facia beklemektedir.

-Batı kurumlarının bir parçası olsa da Türkiye “küresel istikrarsızlık ortaya koyan çabalara destek vermemektedir.”

Üçüncü önemli husus ise Fidan’ın, Türkiye’nin ÇHC’yle ilişkilerinde her zaman önemli bir konu başlığı olan Doğu Türkistan’la ilgili tutumunu Çinli meslektaşıyla yaptığı görüşmede çok açık bir dille belirtmesiydi. Dışişleri Bakanı Fidan, Pekin’i takiben Doğu Türkistan’daki Kâşgar ve Urumçi şehirlerini de ziyaret edeceğini bu ikisinin “Çin’in kültürel zenginliğine katkıda bulunan, iki kadim Türk ve İslam şehri” olduğunu hatırlattı. Bu noktada ÇHC’nin Türk Devletleri Teşkilatına mensup ülkelerle kurmuş olduğu ticaret ve yatırıma dayalı ilişkilerin geliştirilerek sürdürülmesinin Ankara tarafından desteklendiğini de sözlerine ekledi.

Fidan’ın ziyaretinin hedeflerinin başında Türkiye-ÇHC ticari ve ekonomik ilişkilerinin geliştirilmesi geliyor. 40 milyar doların üzerindeki ikili ticaret hacminde Türkiye aleyhine büyük bir dengesizlik var. Fidan Türkiye’nin Çin’e yaptığı ihracatın artırılması ve Türk ürünlerinin ÇHC pazarına daha rahat girebilmesi için somut teklifler ihtiva eden dosyayı ziyareti esnasında muhataplarına iletti. Türkiye bu noktada, ÇHC’nin Yol Kuşak projesiyle Orta Koridor ve Türkiye’nin girişimiyle hayata geçirilen Kalkınma Yolu projelerinin bağlantılı hâle getirilmesini de hedefliyor. Bunlar için Türkiye’nin Kafkasya, Orta Asya ve Orta Doğu’da başlattığı çok yönlü çabalara ÇHC’nin destek vermesini bekliyor.

Türkiye aynı zamanda Çin’den daha fazla turistin gelmesini de istiyor. 1990’ların sonunda “her yıl 1 milyon Çinli turistin Türkiye’ye geleceği” beklentisi içinde ÇHC’nin Ukrayna’dan satın aldığı hurda Varyag uçak gemisinin Boğazlardan geçmesine izin vermiştik. ÇHC yönetimi o zaman Varyag’ın “yüzer gazino” yapılacağını ve turistik amaçlarla kullanılacağını söylemişti. Öyle olmadı. Varyag restore edildi ve Liaoning adıyla ÇHC’nin ilk uçak gemisi olarak faaliyetlerine başladı. ÇHC’den Türkiye’ye gelen turist sayısı ise 2023’te ancak 248.000’e ulaşabildi. Varyag hadisesinin üzerinden 30 yıla yakın bir süre geçtikten sonra ÇHC’nin artık sözünü tutmasının zamanı geldi. ÇHC pandemi öncesinde dünyanın çeşitli ülkelerine yılda 155 milyon turist yolluyordu. Geçen yıl Çinli turist sayısı 87 milyonu buldu. Önümüzdeki birkaç yıl içinde bu rakamın 200 milyona ulaşacağı tahmin ediliyor. Ağırladığı 50 milyon turistle dünyanın en önemli dördüncü turistik destinasyonu olan Türkiye’ye daha fazla Çinli turistin gelmesi iki ülkenin gelecekteki iş birliklerinin sosyo-kültürel altyapısına şüphesiz katkı verecektir.