Prof. Dr. Çağrı ERHAN

Akademik diplomasi-Türkiye Gazetesi(05.06.2022)

21. yüzyılın diplomasisi geçen yüzyılın alışıldık diplomatik kalıplarının çok ötesinde icra ediliyor. Modern manada, Rönesans döneminde İtalyan kent devletlerinde ortaya çıkışından yakın zamana kadar diplomasiden anladığımız, hariciye mensupları yani diplomatlar tarafından yürütülen dış politikaya müteallik faaliyetlerdi. Gel gör ki, 1950’lerden başlayarak bazı devletler diplomasiyi diplomatların dışındaki zevatla da uygulamaya başladılar. Bilhassa Soğuk Savaş yıllarında sanatçılar ve sporcular yer yer diplomat gibi görev yapmaktaydılar.

Günümüzde dış politikalarını etkili bir şekilde yürüten devletler gastronomiden spora, çevreden turizme, sanattan kültüre yirmiye yakın faaliyet alanını diplomasi çerçevesi içinde tanımlamış durumda. Söz konusu postmodern diplomasi alanlarından biri de yüksek öğrenim. Kısaca akademik diplomasi olarak isimlendirilen bu alanda üniversitelerde görev yapan öğretim üyeleri ve öğrenciler ülkelerinin bir nevi elçileri gibi görev yapıyorlar. Tabii ki, akademik diplomasinin önemini kavramış ve bunu yüksek öğrenim stratejilerinin öncelikli bir bileşeni hâline getirmiş olan ülkeler bu alanda da öne geçiyorlar.

Akademik diplomasinin başarıyla yürütüldüğü İngiltere, ABD, Fransa, Almanya ve son zamanlarda Çin gibi ülkelerde bu faaliyetlerin beş farklı alt başlıkta yoğunlaştığı görülüyor:

1-Üniversitelerin, yabancı ülke üniversiteleriyle ortak araştırma faaliyetleri yürütmeleri. Söz konusu araştırmalara millî ya da uluslararası kaynaklardan fon temin edilmesi.

2-Öğretim üyelerinin değişimi. Ders verme ve öğrenme hareketlilikleri.

3-Öğrencilerin eğitimlerinin bir safhasına başka bir ülkenin üniversitesinde devam etmelerine imkân veren programların geliştirilmesi.

4-Ortak lisans ve lisansüstü programların geliştirilmesi, ortak üniversitelerin kurulması.

5-Uluslararası öğrenci temini ve müfredatın uluslararasılaştırılması.

Bu başlıklardaki çalışmaların başarıya ulaştırılabilmesi ancak akademik diplomasi anlayışı içinde tek merkezden koordine edilmeleriyle mümkün olabilir. ABD’de bu işler, dışişleri bakanlığının denetiminde “Education USA” adlı girişim üzerinden yürür. 173 ülkede örgütlenmiş olan bu mekanizma en iyi ve en “işe yarar” öğrencileri ABD’ye çekmeye çalışır. İngiltere’de British Council, bağımsız bir eğitim-kültür kuruluşu görüntüsünde olsa da bal gibi “majestelerinin hükûmetinin” akademik diplomasideki en önemli aracıdır. Fransa’da Campus France, Almanya’da DAAD benzer bir fonksiyon görürler. Bu kurumlar, üniversitelerin son derece “özerk” sayıldığı bu ülkelerde, kaynakların nasıl kullanılacağına, öğrencilerin ağırlıklı olarak hangi ülkelere yollanacağına, hangi ülkelerden öğrenci alınacağına, hangi ülkelerin üniversiteleriyle akademik iş birliklerinin yoğunlaştırılacağına “karar verirler”. Mesela İngiltere, Avustralya, Yeni Zelanda, Kanada gibi İngiliz Uluslar Topluluğundaki üniversitelerin hangi ülkelerden gelecek öğrencilere öncelik vereceği devlet tarafından belirlenir. Nitekim 11 Eylül sonrasında Müslüman ülkelerden öğrencilere vize verilmemesi bilinçli bir tercihti.

Akademik diplomasinin yürütüldüğü mekânlar arasında yıllık olarak düzenlenen yüksek öğretim fuarları önemli bir yer taşır. Bu tür fuarların en önde gelenleri ABD’de düzenlenen NAFSA, AB ülkelerinde düzenlenen EAIE  ve Asya-Pasifik bölgesinde düzenlenen APAIE’dir. Fuarlar yeni ortakların bulunması, eskileriyle yürütülen projelerin güncellenmesi ve yeni yüksek öğretim trendleri hakkında bilgi sahibi olunması için fırsatlar sunar.

Son 15-20 yıldır Türkiye’nin de akademik diplomasiye önem vermeye başladığını ve ortak programların geliştirilmesinden uluslararası öğrencilerin Türkiye’deki üniversitelere getirilmesine kadar çok geniş bir yelpazede gayret sarf edildiğini görüyoruz. Lakin Türkiye gibi son derece başarılı akademisyenlere ve olağanüstü gelişmiş araştırma altyapıları bulunan üniversitelere sahip olan bir ülkenin akademik diplomasideki başarı seviyesinin ümit edilenin gerisinde olduğunu maalesef gözlemliyoruz. Bunun en önemli sebebi, her biri bir tür akademik diplomasi yapmaya çabalayan farklı kurum ve kuruluşlar arasındaki koordinasyon eksikliğinin getirdiği insan, zaman ve kaynak israfı ve kurumların konuya farklı yaklaşımlarından kaynaklanan uygulama farklılıklarıdır.

Akademik diplomaside başarılı olmak için “Amerika’yı yeniden keşfetmeye” gerek yok. Yapılması gereken cumhurbaşkanlığına bağlı olarak “Eğitimde Uluslararasılaşma Ajansı”nın kurulmasıdır. Akademik diplomasi, birçok farklı kurumun dâhil olduğu bir süreç olduğundan, asli vazifeleri başka olan paydaş kurumların hiçbirinin tek başına yürütebileceği bir iş değildir. Tek vazifesi ve mesuliyeti akademik diplomasinin farklı boyutlarının planlanması, koordinasyonu ve yürütülmesi olan bir üst kurumun oluşturulması bu yüzden elzemdir.

Türkiye’nin küresel bir oyuncu olma yolculuğundaki hızını bilgiye, araştırmaya, öğrenmeye, inovasyona verdiği önem belirleyecektir.

Pin It on Pinterest