Prof. Dr. Çağrı ERHAN

BM Genel Kurulu ve İklim Anlaşması-Türkiye Gazetesi(05.09.2021)

Birleşmiş Milletlerin 76. Genel Kurulu 14 Eylül’de açılıyor. Aralarında Cumhurbaşkanımızın da olacağı dünya liderleri 21 Eylül’de Genel Kurula hitap edecekler. Geçen yılki toplantı pandemi sebebiyle uzaktan erişimle gerçekleştirilmişti. Bu yılki yüz yüze toplantı için kapsamlı sağlık önlemleri alındı. Genel Kurula katılacak heyetler küçültüldü, toplantı salonuna giriş kısıtlandı, yüz yüze toplantı ve görüşmelerin sayısı azaltıldı. Pandeminin gölgesinde yapılacak Genel Kurulun gündeminde ise elbette Covid-19 ile mücadele birinci sırada yer alıyor. Ama en az onun kadar önemli bir diğer konu ise iklim değişikliği.
Genel Sekreter Antonio Guterres 2022’den itibaren dört yıl daha BM’nin dümeninde olacak. Volkan Bozkır’ın başkanlığının ardından 76. Genel Kurulun başkanlığına Maldivler Dışişleri Bakanı Abdulla Şahid seçildi. Güvenlik Konseyi’nin daimî olmayan beş yeni üyesi de Ocak 2022’den itibaren iki yıl süreyle görev yapacaklar. Görev süreleri dolan Estonya, Nijer, Saint Vincent, Tunus ve Vietnam’ın yerlerine Arnavutluk, Birleşik Arap Emirlikleri, Brezilya, Gabon ve Gana seçildi. Yeni dönemde BM Ticaret ve Kalkınma Konferansının (UNCTAD) genel sekreterliğine Kosta Rica’dan, BM Ozon Sekreterliğine de Japonya’dan adaylar seçildi.
Guterres’in 2022-2026 döneminde BM’nin önceliklerinin neler olacağını özetlediği vizyon çalışmasının adı “Güveni geri kazanma ve ilham verici umut.” Vizyonda Guterres; her türlü ihtilafların, iklim değişikliğinin, salgın hastalıkların, fakirliğin ve eşitsizliğin önlenmesinin BM’nin en temel görevi olduğunu dile getiriyor. Bunun gerçekleştirilebilmesi için de BM’nin daha fazla inovasyona, kapsayıcılığa, öngörüye, küresel kamusal yatırımlara ihtiyacı olduğunu vurguluyor. BM Genel Sekreteri’ne göre uluslararası sistemin “eşitlik ve dayanışma temeline dayanan canlandırılmış liberalizme” ihtiyacı var. Anlaşılan Guterres’in ikinci döneminde de “BM’de reform” gibi bir gündem maddesi olmayacak. Okunduğunda iç ısıtan güzel hedeflere ulaşılabilmesi için evvela BM’nin işlemeyen yapısının değiştirilmesi, yapılacaksa evvela Güvenlik Konseyi’nin “eşitlikçi” ve “kapsayıcı” bir yapıya kavuşturulması gerektiği pek de umurunda değil herhâlde Guterres’in. Güvenlik Konseyi mevcut yapısıyla var olduğu müddetçe BM’nin küresel ve bölgesel adaletsizliklere çare olmasına imkân yok.
76. Genel Kurul’a damga vuracak olan asıl önemli hadise ise 40 yıl sonra ilk kez Yüksek Seviyeli Enerji Diyaloğu toplantısının yapılacak olması. Küresel enerji politikalarının Paris İklim Anlaşması’nın 2030 hedefleriyle uyumlu hâle getirilmesi bu toplantının başlıca önceliği. Enerjiye kolay erişim, ucuz ve güvenli enerji nakli, kapasite inşası, veri analizi, enerjinin finansmanı ve yeni yatırımlar ele alınacak konular arasında yer alıyor.
Genel Sekreter Guterres haklı olarak “pandeminin acil konu olduğunu ama küresel iklim değişikliğinin en hayati konu” olduğunu dile getiriyor. Hakikaten bu yıl ülkemizde de maalesef çok acı şekilde tecrübe ettiğimiz tabii afetler gösteriyor ki, küresel ısınma ve iklim değişikliğinin önü alınamazsa gelecekte çok daha büyük felaketlere düçar olacağız. Bilimsel çalışmalar, küresel ısınmanın tamamen beşerî faaliyetlerin bir neticesi olduğunu ortaya koyuyor. Temiz enerji kullanımı ve sanayi üretiminin Paris Anlaşması kriterlerine uyumunun temini mecburiyet hâline gelmiş durumda. Esasen hiçbir ülkenin bigâne davranma lüksü yok. Çevre kriterlerini bir ülke göz ardı etse de, başkaları aldıkları tedbirler yoluyla o ülkeyi kriterlere uymaya zorluyorlar. Bunun en çarpıcı örneği AB’nin “yeşil mutabakat” standartları. Brüksel diyor ki: “bunlara uymayanla ticareti zorlaştırırım.” AB pazarına kârlı girişi devam ettirmek isteyen aralarında Türkiye’nin de bulunduğu çok sayıda ülke “Yeşil Mutabakata uyum” için gece gündüz çalışıyor.
Türkiye bir yandan Yeşil Mutabakata yüzde yüz uyum için çalışırken, diğer yandan da Paris İklim Anlaşmasını artık onaylamalıdır. Zamanında bu anlaşmaya imza atılırken Türkiye’nin “gelişmiş ülkeler” kategorisinde yer alması ilave yükümlülükler getirdiğinden Ankara bu onayı vermekte mütereddit davranıyor. Şu an bizimle beraber anlaşmayı onaylamayan diğer ülkeler Eritre, İran, Irak, Libya ve Yemen. Dünyada en fazla insani yardım yapan ve nüfusuna oranla en fazla mülteci barındıran bir ülke olmasının ya da “sıfır atık” alanında yürüttüğü tavizsiz çabaların Türkiye’ye getirmesi gereken “insaniyet şampiyonluğu” unvanı, “Paris İklim Anlaşmasını onaylamayan altı ülkeden biri” olmasından dolayı gölgeleniyor. Bundan derhal kurtulmalıyız.
Cumhurbaşkanımızın katılacağı BM Genel Kurulunda yapacağı konuşmada Türkiye’nin Paris Anlaşmasını TBMM açılır açılmaz onaylayacağı açıklamasını yapması BM’nin bu yılki gündemiyle de çok örtüşecektir. Türkiye’nin, yeni kuşakların çok önemsediği, insanlığın geleceğini doğrudan ilgilendiren çevre ve iklim konularındaki her türlü çalışmaya uluslararası alanda öncülük etmesinin zamanı gelmiştir.

Pin It on Pinterest