Prof. Dr. Çağrı ERHAN

Trump’ın azledilmesi mümkün değil ama… (06.10.2019) Türkiye Gazetesi

ABD siyaseti yaklaşık iki haftadır bir skandalla çalkalanıyor. Başkan Donald Trump’ın, Ukrayna Devlet Başkanı Volodymyr Zelensky ile yaz aylarında yaptığı bir telefon konuşmasının muhtevasının basına sızdırılmasıyla patlak veren skandal, başkanlık seçimlerine 13 ay kalmışken siyasi ortamı iyice gerdi.
 
Başkan Trump, söz konusu telefon konuşmasının bir bölümünün medyada yer almasının ve Demokrat Parti’nin önde gelen isimlerinden Nancy Pelosi’nin kendisi hakkında azil sürecini başlatacağını açıklamasının ardından karşı hamle yaparak, Zlensky ile görüşmesinin tam metnini kamuoyuyla paylaştı. Fakat bu hamleyle ortalığa dökülen ve artık resmî nitelik taşıyan ifadeler, iddiaları söylenti olmaktan çıkarıp teyit etmekten başka işe yaramadı.
 
Elbette konunun bu kadar büyük çalkantılara yol açmasının sebebi Trump’ın eski bir komedyen olan Zelensky’yle karşılıklı şakalaşması değil. Önümüzdeki seçimde en büyük siyasi rakibi olacağına kesin gözüyle bakılan Demokrat Partili Jo Biden’a karşı kullanabileceği bazı siyasi kozları Ukrayna Devlet Başkanından istemesi.
 
Trump, Biden’ın bir önceki ABD Başkanı Obama yönetiminde Başkan Yardımcısı görevinde olduğu ve Ukrayna ile diplomatik müzakereler yürüttüğü bir sırada oğul Biden’ın Ukrayna Gaz Şirketinin yönetim kurulunda yer aldığını ve faaliyetleri sırasında bazı yolsuzluklara karıştığını epeydir iddia ediyordu. Telefon konuşmasında Trump, Zelensky’den, Ukrayna adaletinin Biden’ın oğluna karşı harekete geçmesini istiyor. Konuşmada Zelensky’i de zora sokacak cümleler var. Ukrayna Devlet Başkanı, kendisinin göreve gelmesinden sonra yeni bir savcı atadığını ve bu kişinin ‘yüzde yüz kendi adamı’ olduğunu belirterek, Trump’ın talebini yerine getirmenin önünde bir engel olmadığını ima ediyor.
Skandalı daha da büyüten ise, konuşma sırasında Trump’ın bir süredir askıya aldığı Ukrayna’ya askeri yardım konusunun da gündeme gelmesi. ABD’nin Ukrayna’ya vereceği 300 milyon dolarlık yardımı, tam da Zelensky’le telefon konuşmasından önce donduran Trump, önce Zelensky’nin Biden’ın oğlu konusunda savcının harekete geçirileceğiyle ilgili sözleri duymayı bekliyor. Zelensky’nin bu konuda olumlu cevap verip, ‘ayrıca size savunma alanındaki büyük desteğiniz için teşekkür ederim’ demesi üzerine de, ‘ben de bize bir iyilik yapmanızı bekliyorum’ diyerek, savcı konusunu Zelensky’e bir kez daha hatırlatıyor.
 
ABD’de başkanın azledilebilmesi için vatana ihanet etmekten, rüşvet almaktan ya da diğer çok ciddi fiillerden suçlu bulunması gerekiyor. Nancy Pelosi’ye ve bir çok Demokrat Partili siyasetçiye göre, başkanın kendi siyasi rakibi için bir başka ülkenin devlet başkanıyla yukarıda yazılan türden bir diyaloğa girmesi azil mekanizmasının harekete geçirilmesi için yeterli gerekçeyi oluşturuyor.
 
Fakat başkanın azledilmesi o kadar da kolay değil. Önce Temsilciler Meclisi’nin Adalet Komisyonu’nun konuyu araştırması ve dosyanın genel kurula sevki için karar alması gerekiyor. Ardından Temsilciler Meclisi Genel Kurulu basit oy çoğunluğuyla başkanın azledilmesine karar verebiliyor. Bu kararın uygulanabilmesi için Senato’da yapılacak ‘yargılama’ sonucunda başkanın suçlu olduğunun senatörlerin üçte ikisi tarafından kabul edilmesi gerekiyor. ABD tarihinde daha önce iki kez 1868’de Andrew Johnson ve 1998’de Bill Clinton Temsilciler Meclisi’nde yapılan oylamayla azledilmiş ama Senato’da üçte iki çoğunluk sağlanamadığı için (Johnson oylamasında sadece 1 oy fark vardı) görevlerinde kalmışlardı. Dolayısıyla bugüne kadar hiçbir ABD başkanı, azil yoluyla görevinden alınmadı. 1974’te meşhur Watergate Skandalı sebebiyle azledileceğini anlayan Richard Nixon ise istifa etmek suretiyle başkanlıktan ayrıldı.
 
Bugün için ABD Senatosunda 53 Cumhuriyetçi ve 45 Demokrat senatör görev alıyor. Temsilciler Meclisi’nden azil kararı çıksa bile, 20 Cumhuriyetçi senatör başkan aleyhine oy vermedikçe Trump’ın görevden alınması mümkün değil. Böyle bir tablonun ortaya çıkması ise ABD siyasetinin çökmesi anlamına geleceğinden, kelimenin tam anlamıyla imkânsız.
 
Diğer taraftan, azil için düğmeye basan Pelosi gibi tecrübeli bir siyasetçinin, Senato’dan istediği kararı elde edemeyeceğini bilmemesi de söz konusu değil. Pelosi, yaklaşan seçim öncesinde Trump’ı mümkün olduğunca yıpratmayı, zihnini meşgul etmeyi, seçmen nezdindeki popülaritesini iyice düşürmeyi hedefliyor. Yani Pelosi bir siyasi yıpratma mücadelesi başlatmış durumda.
 
Trump ise bugüne kadar çatışmalardan, polemiklerden ve kutuplaşmadan beslenen bir siyasi figür olarak, Pelosi’nin hamlesini kendi lehine çevirebilmek için yoğun bir çaba sarf ediyor. ABD ekonomisinin kendi döneminde nasıl iyileştiğini öne çıkararak, sıradan Amerikalıların iş bulmasını ve daha çok kazanmasını istemeyenlerin kendisine karşı dış güçlerle birlikte bir darbe girişiminde bulunduğunu savunuyor. Şu ana kadar bu söyleminde başarılı da oluyor.
Görünen o ki, daha uzunca bir sure bu azil tartışması ABD siyasetini kasıp kavuracak. Trump’ın görevden aldığı, kovduğu, arkalarından ‘beceriksiz’, ‘aptal’, ‘yalancı’ dediği ne kadar yeni edindiği düşmanı varsa onlar da bu tartışmaya Trump aleyhine taraf olacaklar.
 
Biz ABD’ye odaklanmışken, eski komedyen Zelensky, Ukrayna ‘bağımsız savcıları’ hakkında Trump’a söylediklerinden dolayı acaba Ukrayna’da nasıl bir siyasi sınav verecek? Onu da göreceğiz…

Pin It on Pinterest