Prof. Dr. Çağrı ERHAN

“Lozan’ın gizli maddeleri” tartışması (04.08.2019) Türkiye Gazetesi

“Lozan’ın süresi tartışmaları” başlıklı geçen haftaki yazımdan sonra elektronik posta ya da sosyal medya hesapları üzerinden bana ulaşan birçok okuyucumuz, Lozan Antlaşması’nın gizli maddeleri konusunda bir bilgim olup olmadığını sordular. Bu soruların temel sebebi, tıpkı Lozan Antlaşması’nın süresi gibi, Antlaşma’nın gizli maddeleri olup olmadığının da kamuoyunda yoğun bir şekilde tartışılır oluşu. Hemen her yıl, Antlaşma’nın yıl dönümü yaklaştığında birileri bu iddiayı -sosyal medya uzmanlarının tabiriyle- köpürtüyorlar…
 
Devletler arasında gizli antlaşmalar yapılması ya da açık bir antlaşmanın gizli maddelerinin bulunması, siyasi tarihte olağan bir durumdur. Binlerce örneği mevcuttur. Bu antlaşmaların imzalanmasından çok, bir gün bir şekilde ortalığa saçılıvermesi uluslararası alanda tartışmaları beraberinde getirmiştir. Mesela Bolşevik Devrimi’nden hemen sonra 23 Kasım 1917’de Sovyet Rusya hükûmeti, İngiltere ile Fransa arasında 1916’da imzalanan ve Çarlık Rusyası’nın bir protokolle sonradan katıldığı gizli Sykes-Picot Antlaşmasının metnini Pravda ve İzvestiya gazetelerinde yayınlatmıştı. Antlaşmanın içeriği İngiltere ve Fransa yasama organlarından dahi saklanmış olduğundan her iki ülkede de siyasi tartışma çıkmıştı. Üstelik bu belge, İngiltere Dışişleri Bakanı Lord Balfour’ın, Dünya Siyonist Örgütü Başkanı Walter Rotschild’a yolladığı ve “majestelerinin hükûmetinin Yahudiler için Filistin’de bir ulusal yurt kurulmasını desteklediğini” bildirdiği mektuptan 20 gün sonra ortaya çıkmıştı. Fransızlar bir de gördüler ki, İngilizler sadece 556 gün önce kendileriyle mutabık kaldıkları sınırların bir bölümünü Yahudilere teklif ve taahhüt ediyor.
 
Gizli antlaşmaların ifşa edilmesi genellikle yukarıda bahsettiğim Bolşevik Devrimi benzeri rejim değişikliklerinden, savaşta bir ülkenin yenilip, arşivlerinin galiplerin eline geçmesinden ya da bir hükûmetin bir darbeyle devrilmesinden sonra gerçekleşiyor. Birçok devlet, evvelce yapılmış gizli anlaşmaları, üzerinden belli bir süre geçtikten sonra arşivlerinde araştırmacıların kullanımına açmayı da tercih edebiliyor. Mesela, İran Devrimi’nden sonra Şah döneminde ABD ile yapılan birçok gizli anlaşma kamuoyuyla paylaşılmıştı.
 
Lozan’a dönersek, bu konuda Türkiye’de, İngiltere’de, Fransa’da ve ABD’de epey arşiv araştırması yapmış, o dönemde ve sonrasında konuyla ilgili yazılmış bilimsel, siyasi, muvafık, muarız kitap ve makalelerin çoğunu okumuş biri olarak gönül rahatlığıyla, Lozan Antlaşması’nda herhangi bir gizli madde olmadığını söyleyebilirim.
 
Şayet siz, sözde gizli maddelerle ilgili ‘bilgilendirme’ bombardımanına maruz kalmışsanız ve Lozan’ı araştıran tarihçilerin “biz bu konuyu araştırdık ama gizli bir maddeye rastlamadık” demelerine rağmen hâlen şüphe içindeyseniz sizi rahatlatmak için dört hususu daha dikkatinize sunayım:
 
1-Lozan’ın gizli maddeleri hakkında yazanların lisan bilgisi nedir? Bunlar İngiltere, Fransa, ABD, hadi olmadı Lozan Konferansı’na katılan diğer devletlerden Belçika, Romanya, Portekiz, Japonya vb. devletlerin arşivlerinde hayatlarında 1 gün olsun bulunmuşlar mıdır? Bulunmuşlarsa, Lozan konferansına dair belgeleri ve tutanakları incelemişler midir? Lozan Antlaşmasını imzalamış devletlerin diplomatik tutanaklarında herhangi bir gizli maddeyle ilgili -dedikodu mahiyetinde bile olsa- tek bir satır var mıdır?
 
2- Diyelim ki, gizli maddelerden bahsedenler yeterli seviyede bir yabancı lisan bilmeden tarihçi olmuşlar. O sebeple yabancı arşivlere bakamamışlar. Ama herhâlde bu zevatın Türkçe bilmelerini bekleriz değil mi? Kastettiğim elbette dönemin belgelerini okuyabilecek kadar bir eski harfli Türkçe bilgisine sahip olmalarıdır. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı’nda araştırma yapıp, Lozan’ın gizli maddeleriyle ilgili tek bir sayfa belge bulup da bugüne kadar ortaya çıkarmışlar mıdır?
 
3- Hadi onu da yapmadıklarını farz edelim, Seha Meray’ın günümüz Türkçesi’ne aktardığı Lozan Tutanaklarını, Bilal Şimşir’in iki ciltlik Lozan Telgraflarını, ya da TBMM’de Mart 1923’te yapılan gizli Lozan celseleri tutanaklarını (bunlar da günümüz Türkçesiyle basıldı) okuyup, iddialarına delil teşkil edecek bir gizli madde veya en azından ona dair bir rivayeti bulabilmişler midir?
 
4- Bari en azından, başkalarının kaleme aldığı Lozan’la ilgili herhangi bir uluslararası akademik yayında, gizli maddelerle ilgili belgelere dayalı bir bilgiyi size sunmuşlar mıdır?
 
Tüm bu soruların cevabı, ‘hayır’dır…
 
Sonuç olarak, şek ile yakîn zail olmayacağı gibi müddei de iddiasını ispatla mükelleftir. Lozan’ın gizli maddeleri olduğunu iddia edenlerin bu iddialarını belgelerle ispat etmesi gerekir. Fakat sizin bu konudaki tereddüdünüz hâlen devam ediyorsa, 4982 Sayılı Bilgi Edinme Kanunu’na istinaden, Lozan diplomatik yazışmalarını arşivinde muhafaza eden Dışişleri Bakanlığı’na başvurabilir ve “Lozan Antlaşması’nın gizli maddesi var mı?” diye sorabilirsiniz. Kanunen size 15 iş günü içinde cevap vermek zorunlulukları bulunmaktadır…

Pin It on Pinterest