Prof. Dr. Çağrı ERHAN

Suriye’de bundan sonrası? (30.06.2019) Türkiye Gazetesi

Suriye’de bir kilitlenme var. Rejim kaybetmiyor. Rusya’nın devreye girmesinden sonra çok daha güçlü şekilde durduğu yerde duruyor. Suriye muhalefeti İdlib’i terk etmiyor. Sivillere yönelik bombalamalar sürüyor. Yeni bir göç dalgası güçlükle durduruluyor. Türk gözlem noktalarına saldırılar arttı. Ruslar, Esad’a göz yummaya devam ediyor. Fırat’ın batısındaki PKK-PYD varlığına ABD desteği sürüyor. Türkiye-Suriye sınırında güvenli bölge tesis edilmesi konusunda Türkiye ile ABD müzakereleri aylardır sürdürüyor. Suriye anayasasına ilişkin taraflar arası görüşmelerde ilerleme yok. Yeni Suriye’nin nasıl yönetileceği, nasıl yeniden inşa edileceği ve yeni tesis edilecek düzenin nasıl muhafaza edileceği belirsizliğini koruyor.
 
Birinci Dünya Savaşı dört, ikincisi altı yıl sürmüştü. İran-Irak savaşı ise sekiz yılda 1 milyon insanın hayatına mal oldu. Suriye’deki çatışmaların başlamasının üzerinden sekiz buçuk yıl geçti. Eskiye nazaran çatışmaların şiddeti azalsa da, silahlar bir türlü susmuyor. Yapılabilecek çok şey var fakat Rusya’nın Suriye’deki devasa varlığı ve ABD’nin diretmesi ideal barışa bir an önce kavuşulmasını engelliyor.
 
Bugüne kadarki, Astana, Soçi ve Cenevre süreçlerinde önemli kazanımlar elde edildiği inkâr edilemez. Türkiye-Rusya diyaloğunun, Suriye’deki insani dramın daha da derinleşmesinin kısmen önüne geçtiği de doğru. Ama artık Suriye’deki iç savaşı tamamen sona erdirecek topyekûn bir barış planının zamanı geldi.
 
Tüm tarafları tatmin edecek bir planın olacağını kimse hayal etmemeli. Geçmişteki benzer durumdaki tüm barış planlarında olduğu gibi, birileri diğerlerinden daha fazlasını elde edecek. Sahada askerî üstünlüğü olan, diğerlerinden daha fazlasını talep edecek ve alacak. Sonuçta zoraki de olsa bir uzlaşıya varılacak.
 
Böyle bir barışın sağlanamaması durumunda ise, çatışmalar sürüp gidecek. ABD ve Rusya tutumlarını zerre kadar değiştirmeyecek. Türkiye kendi sınırlarında yeni bir göç dalgasını durdurabilmek için yeni tedbirler alacak.
 
Türkiye, Suriye’deki savaşın yükünü en fazla çeken ülke. Ne elini taşın altına koyan bir başkası var ne de bu yükü daha fazla taşımaya mecalimiz var. Dolayısıyla, her ne şekilde olursa olsun, Suriye’de çatışmaların sona ermesini ve Suriyeli misafirlerimizin ülkelerine güvenlik içinde geri dönmelerini temin edecek adımları desteklemeyi sürdürüyoruz. Hatta önayak oluyoruz.
 
Suriye’ye ilişkin en önemli kaygımız Türkiye’nin millî güvenliği. Başka bir deyişle, Türkiye’nin sınırlarını, toprak bütünlüğünü, halkını, ekonomik menfaatlerini hedef alan oluşumların varlığına sonuna kadar karşı çıkıyoruz. Suriye’nin yeniden inşasında rol oynayabilmek, siyasi olarak da bundan sonraki gelişmelerin aleyhimize sonuçlar doğurmasını engelleyebilmek için artık daha çok taraflı bir diplomasi takip etmeliyiz. Çok taraflı siyasette, ön yargısız biçimde tüm taraflarla, belli düzeylerde görüşebilmek, aracı kullanmadan taleplerinizi ve beklentilerinizi karşı tarafa aktarabilmek esastır.
 
Rusya ile ABD arasında asgari müştereklerde anlaşma olmadan Suriye’de barış olmaz. O hâlde artık ABD ile Rusya’nın birlikte temsil edildiği süreçlerin hız kazanması beklenmelidir. İran bu resme ancak kısmen dâhil olabilir. Ama Türkiye sahadaki varlığından da aldığı güçle, Suriye’nin geleceğine ilişkin yeni sürecin en önemli aktörlerinden olacaktır.
 
  •  

Pin It on Pinterest