Prof. Dr. Çağrı ERHAN

Doğu Akdeniz’le ilgili bir ABD tasarısı (21.04.2019) Türkiye Gazetesi

ABD Senatosu’na Demokrat Parti senatörü Robert Menendez tarafından sunulan bir yasa tasarısı 1974’teki meşhur silah ambargosundan bu yana Türkiye aleyhine geliştirilmiş en kapsamlı içeriğe sahip. “Doğu Akdeniz’de Güvenlik ve Enerji Ortaklıklarını Geliştirmek ve Diğer Amaçlar İçin” yasa tasarısı başlığını taşıyan belgeyle, Türkiye’nin bölgede tamamen yalnızlaştırılması hedefleniyor.
 
Senatör Menendez bugüne kadar Türkiye karşıtı çok sayıda eyleme imza atmıştı. Son yasa tasarısıyla da Türkiye karşıtı çizgisini devam ettirdi. Bu kez Türkiye’ye çok yönlü şekilde zarar vermeyi amaçlıyor. Maalesef bu tasarıya desteğini açıklayan senatörlerin sayısı da az değil.
 
Tasarıda, Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve İsrail arasında Doğu Akdeniz’de geliştirilen iş birliği övülürken bu üç ülkenin bölgede ABD’nin gerçek müttefikleri olduğunun altı çiziliyor. 20 Mart’ta bu üçlü arasında yapılan toplantıya ABD Dışişleri Bakanı Pompeo’nun da katıldığı ve ABD’nin de “Doğu Akdeniz ve Ege’de istikrarı değiştirecek, uluslararası hukuku ihlal edecek ve iyi komşuluk ilişkilerinin altını boşaltacak” tutumlara karşı çıktığı belirtiliyor. Tarafların Doğu Akdeniz’e ve Genişletilmiş Orta Doğu bölgesine yönelik dış aktörlerin kötü niyetli nüfuz etme çabalarına karşı birlikte savunma konusunda anlayış birlikteliği taşıdıkları iddia ediliyor…
 
Bu girizgahtan sonra Mısır açıklarında ve Kıbrıs Adası etrafında bulunan yeni doğalgaz rezervlerinin Doğu Akdeniz ve Orta Doğu’nun önemini daha da artırdığını belirten Menendez, bu paragrafın hemen ardından sözü S-400’lere getiriveriyor. Menendez’e göre, Türkiye’nin Rusya’dan S-400 savunma sistemini satın alması ABD yaptırımlarına muhatap olmasına yol açabilir. Dahası, “ABD enerji güvenliğini müttefikleriyle ve onlar üzerinden geliştirmeli, başarmalı ve temin etmelidir” diyen Menendez, Türkiye’yi bu anlamda bir “müttefik” olarak nitelemekten ısrarla kaçınarak, ABD’nin Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne 1987’den bu yana durdurduğu silah satışını yeniden başlatmasını tavsiye diyor. Bunu söylerken de, “Kıbrıs’ın işgal altındaki bölgesinde 40 bin Türk askeri bulunmaktadır ve kendilerinde ABD’den satın alınan bazı silahlar vardır” demeyi ihmal etmiyor.
 
Senatör Menendez hızını alamamış olacak ki, 1978’den bu yana Türkiye ile Yunanistan arasında Doğu Akdeniz’deki askerî dengeyi korumak adına ABD tarafından uygulanan politikayı bir kenara atarak, Yunanistan ve Kıbrıs Rum Yönetimi’ne Amerikan askerî yardımı yapılmasını talep ediyor. Bunu yazarken bir tek “Türkiye’ye karşı” ifadesini kullanmıyor. Bu ifade dışında, tasarının her cümlesiyle aslında Türkiye’nin bölgedeki etkinliğini kırmaya, Ankara’yı “cezalandırmaya” ve Türkiye’yi NATO’ya ve Batı’ya yabancılaştırmaya dönük olduğunu görüyoruz.
 
Toplam 19 sayfadan ve 13 maddeden oluşan Menendez tasarısında daha neler yok ki? Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve İsrail’in Doğu Akdeniz’de ortak askerî tatbikat yapmasının ABD tarafından desteklenmesi önerisinden, F-35 savaş uçaklarının Türkiye’ye verilmesinin önlenmesine, ABD’nin Doğu Akdeniz Enerji Forumu’na üye olmasından, Türkiye’nin Yunanistan’ın sözde “hava sahasını ihlallerinin” araştırılmasına kadar birçok husus yasa tasarısında sıralanıyor.
 
Son olarak, Menendez’in bu tasarıda yer alan önerilerinden biri de, “ABD Enerji Bakanlığı tarafından, ABD-Doğu Akdeniz Enerji Merkezi” kurulması. Tabii ki, kastedilen Türkiye dışındaki Doğu Akdeniz ülkeleri ve ABD’nin dâhil olacağı bir kurum. Burada, tecrübe, bilgi ve uzmanlık paylaşımı yapılması, enerji teknolojisinin ve su bilimlerinin ortaklaşa geliştirilmesi öneriliyor.
 
Şimdilik Türkiye karşıtı bir senatörün, daha önceden alıştığımız tarzda aşırı bir eylemi niteliğinde gibi gözükse de, Menendez’in bu tasarısı aslında ABD’de bazı çevrelerin Türkiye’yi bölgede neredeyse “düşman ülke” ilan etmeye dönük çabalarının önemli bir parçası. Dolayısıyla bu tür girişimler mutlaka dikkatle takip edilmeli ve somut sonuçlar doğurmadan engellenmeli.

Pin It on Pinterest