Prof. Dr. Çağrı ERHAN

FIRAT KARTALI (28.08.2016) Türkiye Gazetesi

Sınırımızın hemen güneyindeki Cerablus DAEŞ terör örgütünün elinden alındı. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin desteklediği Özgür Suriye Ordusu (ÖSO), bu stratejik kasabada kontrolü sağladı. Fırat Kalkanı harekâtının öncelikli hedefi DAEŞ’i sınırlarımızdan uzaklaştırmak olarak belirlenmişti. Şimdi sırada Fırat Kalkanı’nı, Fırat Kartalı’na dönüştürüp, Suriye’nin kuzeyini terörist unsurlardan tamamen arındırarak, burada güvenli bölgeler tesis etmek olabilir mi?
Alanda birden fazla düşmanla mücadele devam ediyor. DAEŞ’in güneye ve doğuya doğru süpürülmesi kadar, bilhassa son bir yıl içinde ABD’den de aldığı destekle bölgedeki hakimiyetini sağlamlaştırmaya başlayan PYD’nin de etkisizleştirilmesi gerekiyor. Ele geçirdikleri yerleşim birimlerini birbirine bağlayarak Akdeniz’e uzanmak isteyen, Batı’ya doğru bir koridor oluşturmaya çalışan PYD’nin durdurulması hayati önem taşımaktadır. PYD Münbiç’i ele geçirerek Fırat’ın batısına geçmiş, Türkiye’nin ilan ettiği kırmızı çizgiyi aşmıştır. ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’ın Ankara ziyareti sırasında Türkiye’nin PYD’nin faaliyetlerine tahammül etmeyeceğinin açık bir dille ifade edildiği anlaşılmaktadır. Amerikalılar PYD’nin Fırat’ın doğusuna çekilmeye başladığı yönünde haberler yaymaya başladılar. PYD Münbiç’i ve Fırat’ın batısındaki köyleri tamamen boşaltmadıkça bu haberlerin bir anlamı yok. Boşaltılan bölgelerin de süratle ÖSO’nun kontrolüne sokulması gerekiyor. Aksi takdirde bu bölgeye DAEŞ yeniden yerleşebilir.
ABD uzunca bir süredir DAEŞ’le mücadelede PYD’yi en yakın müttefiki olarak görüyor. Washington yönetiminin terör örgütleri listesinde yer verdiği PKK’yla organik bir bağ içinde olduğu apaçık ortada olmasına rağmen, daha etkin bir müttefik bulana kadar ABD’nin PYD’den vazgeçmek istemediği belli. Ankara DAEŞ’le mücadeleyi derinleştirdikçe ve ÖSO’nun alan hakimiyeti TSK’nın da desteğiyle genişledikçe, PYD cazibesini yitirecektir.
PYD ve DAEŞ’ten öncelikli olarak temizlenmesi gereken bölge Çobanbey (Er Ray)-El Bab-Cerablus-Münbiç arasında kalan alandır. Burada hakimiyet sağlandığı takdirde; PYD’nin batıya doğru bir koridor açma planları tamamen suya düşecektir; DAEŞ’in doğu-batı lojistik hattının bir bölümü kesilmiş olacaktır; Suriyeli siviller için büyük önem taşıyan güvenli bölgelerden ilki oluşturulacaktır.
Söz konusu bölgede üstünlüğün ÖSO’ya geçmesi ancak Türkiye’nin desteğiyle olabilir. ÖSO DAEŞ’le mücadele ettikçe koalisyon güçlerinden de destek gelecektir. Fakat ÖSO’nun askerî kabiliyetinin kısıtlı olduğu unutulmamalıdır.
Türkiye’nin Suriye topraklarındaki askerî varlığını DAEŞ’e karşı meşru müdafaa hakkına dayandırdığını ve Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunmasından yana olduğunu sürekli vurguladığını görmekteyiz. Şayet yukarıda koordinatlarını verdiğim alanın BM tarafından güvenli bölge olarak tanınması sağlanabilirse, bu bölgenin saldırılara karşı korunması da Türkiye’nin Suriye’deki mevcudiyeti için ilave bir argüman olabilir. İlan edilecek güvenli bölgenin sınırlarını BM çatısı altında bir çok uluslu güç de koruyabilir. Böylece, Esad’a olan desteğini hâlen sürdürmekte olduğundan, bu alanın tamamen ÖSO denetimine girmesine sıcak bakmayacak olan Rusya’nın çekinceleri giderilebilir.
Rusya’nın, Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması ve bölgenin terörist unsurlardan tamamen temizlenmesi ortak hedeflerine ulaşmak için Türkiye ile iş birliği yapması mümkündür. Ankara ve Moskova, Suriye’de düzenin tekrar tesis edilebilmesi için birlikte çalışmak, en azından birbirlerine rakip olmamak konusunda geçmişe nazaran gözle görünür bir görüş birliği içindedirler. İki ülke Suriye’de güvenli bölgeler oluşturulması için anlaşabilirlerse, eylül ayındaki BM Genel Kurulu çalışmaları sırasında bu ortak yaklaşımlarını dünya liderleriyle paylaşabilirler. Çin’deki G-20 Zirvesi sırasında bir araya gelecek olan Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Putin Suriye’de iş birliği ihtimallerini de şüphesiz gündemlerine alacaklardır.
1990-91’de ABD Irak’ta önce Çöl Kalkanı operasyonunu başlatmış, bölgeye yığınağını tamamladıktan sora da Çöl Fırtınası operasyonuyla Irak’ı Kuveyt’ten çıkartmıştı. Terörist unsurların Suriye’nin kuzeyinden tamamen çıkartılabilmesi için Fırat Kalkanı çerçevesinde yapılacak hazırlıklardan sonra, Fırat Kartalı ile stratejik hedeflere ulaşılabilir. Rusya ve ABD’nin ikisinin birden Türkiye’yle iş birliğine yanaşmaması durumunda ise Türkiye’nin tek başına bir güvenli bölge oluşturması çok zordur.

Pin It on Pinterest