Prof. Dr. Çağrı ERHAN

Uyuşturucuyla mücadele (17.01.2016) Türkiye Gazetesi

Diplomatik Muhakeme

Sahil Güvenlik Komutanlığı’na bağlı gemilerin 7 Ocak’ta Libya kıyılarına 35 mil mesafede uluslararası sularda durdurduğu Bolivya bandıralı bir gemide 13.6 ton toz esrar ele geçirildi. Geminin Suriye rejiminin kontrolündeki bir limandan yola çıktığı ve uyuşturucunun İtalya üzerinden Avrupa’ya sokulmasının planlandığı bilgisi paylaşıldı. Son dönemin en büyük uyuşturucuyla mücadele operasyonu, hapishaneden kaçtıktan sonra yakalanan Meksikalı uyuşturucu çetesinin lideri Guzman’ın haberleri kadar medyada yer almadı. Halbuki, söz konusu olay Suriye’de yaşananlarla doğrudan ilgili olduğu için mercek altına yatırılmayı hak ediyor.

Uyuşturucu kaçakçılığı yeni bir olgu değil. Narkotik maddelerin üretiminin ve ticaretinin 20. Yüzyıl boyunca imzalanan bir dizi uluslararası sözleşmeyle yasaklanmasından sonra uyuşturucu kaçakçılığıyla ulusal ve uluslararası düzeyde mücadele için çok önemli adımlar atıldı. Sahil Güvenlik Komutanlığı’nın gerçekleştirdiği operasyon da, söz konusu adımlardan biri olan 1988 yılında imzalanmış BM Uyuşturucu Psikotrop Maddelerin Kaçakçılığıyla Mücadele Sözleşmesine uygun olarak yürütüldü. Bu türden uluslararası iş birliği çabalarına rağmen kaçakçılar faaliyetlerini sürdürmeye devam ettiler.

Narkotik madde kaçakçılığı yapanları üç grupta incelemek mümkündür. Birinci grup, tamamen para kazanmak amacıyla bu işe girmiş olanlardır. Bunlara küresel uyuşturucu mafyası da denebilir.

İkincisi, uyuşturucu kaçakçılığından elde ettikleri kazancı silahlı faaliyetleri için kullanan terör örgütleridir. Dünyanın birçok bölgesinde faaliyet gösteren terör örgütleri, finansman için yasa dışı ek faaliyetler yürütürler. Bunların başında silah, insan ve uyuşturucu kaçakçılığı gelir. Türkiye’deki terör örgütlerinin de en önemli gelir kaynakları arasında doğrudan veya dolaylı yollarla uyuşturucu ticareti yapmak gelir. Doğrudan olan, örgüt çatısı altında yer alan bir organize grubun uyuşturucuyu üretildiği yerden alıp, kullanıcılara kadar iletmesidir. Dolaylı olan ise, “küresel mafya” ile uyuşturucu ticaretinin çeşitli aşamalarında iş birliği yapılması ve kazanç paylaşımı yoluna gidilmesidir.

Üçüncü grup ise literatürde başarısız ya da kifayetsiz yönetimler olarak isimlendirilen rejimlerdir. Bilhassa son 30 yılda çeşitli Afrika, Orta Doğu ve Asya ülkelerinde yönetimi tamamen ya da ülkenin bir bölümünde ele geçiren siyasi oluşumların uyuşturucu kaçakçılığı yoluyla kazanç elde etme çabasına girdikleri görülmektedir. Bu durumun en çarpıcı örneği Afganistan’da göze çarpmaktadır. Ülkenin bir bölümü uçsuz bucaksız “haşhaş tarlasına” dönmüş durumdadır. Üretilen afyon, eroin yapımında kullanılmak üzere, yukarıdaki diğer iki grubun mensuplarına satılmaktadır.

Uyuşturucu kaçakçıları devlet otoritesinin kalmadığı, ya da devleti elinde bulunduranlarla iş birliği yapabilecekleri yerleri severler. 1950’lerin sonundan itibaren Güneydoğu Asya’daki Altın Üçgen bölgesi (Laos, Tayland, Burma) uluslararası uyuşturucu tacirleri için müthiş imkânlar sunmaktaydı. 1990’lardan itibaren ‘Altın Üçgen’in yerini ‘Altın Hilal’ aldı. Tacikistan, Afganistan ve Pakistan’ın bir bölümü ana üretim üssü hâline getirildi. Üretim alanlarıyla kullanıcılar arasındaki bölgeler de transit güzergâhı hâline geldi.

Büyük çaplı kaçakçılık işleri, büyük çaplı organize yapılar gerektirir. Hele işin içinde terör örgütleri ya da siyasi gruplar var ise -ne kadar gizlilik içinde yürütülürlerse yürütülsünler- güçlü istihbarat servislerinin dikkatini çekmeme ihtimalleri yoktur. Bundan dolayı, uluslararası uyuşturucu kaçakçılığıyla ilgili bilimsel yayınlardan bazı ülkelerin istihbarat servislerinin çeşitli ülkelerdeki kaçakçılık faaliyetleriyle bağlantılı oldukları iddiası sık sık dile getirilir. 1960’larda uyuşturucu kaçakçılığı denilince akla gelen Marsilya Çetesi’nin, aslında Fransız derin devletiyle nasıl bağlantılı olduğunu bizzat Fransız siyasetçiler açıkladılar.

İşte bu yüzden Libya açıklarında ele geçirilen uyuşturucunun çıkış limanının Suriye’de bulunduğu bilgisi çok önemlidir. Şam rejiminin ya da ona destek veren bazı istihbarat servislerinin bilgisi olmadan o miktarda uyuşturucunun yola çıkması mümkün değildir…

Pin It on Pinterest