Prof. Dr. Çağrı ERHAN

ÇAĞIMIZDA TERÖRÜN PROPAGANDASI (08.02.2015) Türkiye Gazetesi

IŞİD tarafından rehin tutulan Japon gazetecinin kafasının kesilerek öldürülmesinin görüntülerinin internete yüklenmesi tüm dünyada şoka sebep olmuştu. Bu şok atlatılamamışken, yine örgütün elinde bulunan Ürdünlü bir pilotun yakılarak öldürüldüğünü gösteren “kısa film” sanal âlemde yerini aldı. Aynı anda yüzlerce haber ve sosyal paylaşım sitesi, terör örgütü IŞİD tarafından hazırlanan bu görüntülere yer verdiler. Bazı siteler, hunharca yakılma filmini, “sorumlu yayıncılık” anlayışıyla sansürleyerek yayınlarken, çok sayıda site IŞİD’in bu vahşetini hiçbir kısıtlamaya tabi tutmaksızın aynen yer verdi.”ISIS  Jordanian Pilot”. Türkçesiyle, “IŞİD Ürdünlü Pilot”. Bu üç kelime geçtiğimiz hafta Orta Doğu ülkelerinden internete erişenlerin arama motorlarında en yoğun olarak taradığı üç kelime oldu.

Ürdünlü pilotun başına gelenlerin uluslararası medyada duyurulmasının ardından, başta Orta Doğu ülkelerinde yaşayanlar olmak üzere milyonlarca insan, “sansürsüz” görüntüleri izleyebilmek için arama motorlarına yüklendi. Bir insanın yakılmasını izleyebilmek için bu kadar çok kişinin bilgisayar başında vakit geçirmesinin sebebi ne olabilir? İnsanlar hangi motivasyonla başka bir insanın, film icabı değil, gerçek hayatta, acı çekerek cayır cayır yakılmasını seyretmek için bu kadar heveskâr olabilirler. İran’da ve Suudi Arabistan’da ölüm cezasına mahkûm olanların halka açık meydanlarda idam edilişini cep telefonlarıyla kaydeden ve sonra internette paylaşan insanların psikolojisiyle, bir terör örgütünün kafa kesme veya yakma sahnelerini izleyebilmek isteyenlerin ruh hâli arasında elbette benzerlikler var. Bu durum toplum psikolojisiyle ilgilenenlerin bilimsel incelemesine tabi tutulmayı başlı başına hak ediyor.

Hele bir de, güya IŞİD’in ne kadar vahşi olduğunu takipçilerine göstermek niyetiyle sansürsüz görüntülerin yer aldığı linkleri kendi soysal medya hesaplarından paylaşanlar var ki, tüm çabalarına rağmen bu türden görüntülere ulaşamamış olanlara maalesef “ilaç gibi” geliyorlar.

Tüm devletlerin üzerinde mutabık kaldıkları ortak bir tanımı olmamasına ve kavramın yaklaşık 120 farklı tanımı bulunmasına rağmen terörizm tüm uzmanlarca aşağı yukarı aynı ifadelerle tarif ediliyor: Siyasi bir amaca ulaşmak maksadıyla, toplum üzerinde korku ve endişe oluşturmaya dönük şiddet eylemlerine terörizm denir.

İrili ufaklı tüm terör örgütleri için bu kısa tanımda yer alan en öncelikli ibare, “toplum üzerinde korku ve endişe oluşturmak”tır. Kaldı ki, “terör” kelimesi aslen Latincede “büyük korku” manasındaki “terror”den gelir. O kelimenin kökü de, “korkutmak” (terrere) fiilidir. Takdir edersiniz ki, bir insanın ya da kitlelerin herhangi bir şeyden korkmaları için evvela ondan haberdar olmaları gerekir. Dolayısıyla, teröristlerin eylem stratejisi sadece çatışma hâlinde olduklarına mümkün olduğunca büyük zarar vermeyi ihtiva etmez. Aynı zamanda teröristler ister küçük, ister devasa boyutta olsun tüm eylemlerini mümkün olduğunca geniş bir halk kitlesine, kendi istedikleri şekilde duyurmak isterler. Korkutmak kadar, endişe duymaya sevk ettikleri halkın kendi yöneticileri üzerinde, terör örgütlerinin arzuları doğrultusunda baskı kurmasını sağlamayı da hedeflerler. Bunun için de mevcut tüm kitle iletişim imkânlarını kendi propaganda gereçleri olarak kullanmaya çalışırlar. Terör örgütleri eylemlerini duyurarak, bir yandan da kendilerine sempati duyan kesimlerin desteğini sürekli hâle getirmeye çalışırlar.

Terörizmle mücadele çok yönlü, çok boyutlu bir yaklaşım gerektirir. Bunun içinde; bazı kesimlerin terör örgütlerine destek vermesine yol açan siyasi, sosyo-kültürel ve iktisadi sebepleri ortadan kaldırmaktan, terör örgütü mensuplarıyla silahlı mücadeleye, teröristlerin mali kaynaklarını kurutmaktan, uluslararası alanda iş birliğine kadar birçok önemli başlık yer alır. En az bunlar kadar önemli bir konu da, terör örgütlerinin propaganda imkânlarını ortadan kaldırmak ve eylemlerini kendi amaçlarına uygun biçimde halka duyurmalarını engellemektir.

Bir terör örgütünün vahşi eyleminin görüntülerinin televizyonlarda ya da internet ortamında yayınlanmasını engellemenin, insanların haber alma özgürlüğünü engellemekle uzaktan yakından bir ilgisi yoktur. Bu türden içeriklere erişimi engellemek sansür değil, bilakis terörle mücadelenin gereğidir.

IŞİD’in ve diğer terör örgütlerinin eylem görüntülerinin ortalıkta bu denli pervasızca dolaşabilmesi ancak internet servis sağlayıcıları üzerinde güçlü bir uluslararası baskı kurularak engellenebilir. Bu yapılamadığı takdirde ne terör örgütlerine katılımın ne de teröristlerin yeni hunharlıklarının önüne geçilebilir.

Maalesef milyonlarca insanın, canavarlıkları izlemeye can attığı bir dünyada yaşıyoruz. Bunların bir bölümünün de, izlediklerini tasvip ettiğini ve teröristlerin yaptıklarını kendilerince meşrulaştırmaya çaba gösterdiklerini unutmamalıyız.

IŞİD’in bir rehinenin kafasını kestiğini kimse görmezse, örgütün propagandası başarısız olur. Tersine, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da her infaz sahnesi internette serbestçe dolaşabilirse, korkarım bireysel yakmayı, toplu yakmalar, onları da diğer vahşi infaz yöntemleri takip edecektir.

Sorumlulukla hareket etmeli, bu görüntüleri izlememeli, linklerini paylaşmamalı, teröristlerin ekmeğine yağ sürmemeliyiz.

Pin It on Pinterest