Prof. Dr. Çağrı ERHAN

Filistin barışı için yeni bir umut (07.05.2013) Türkiye Gazetesi

Arap Birliği ABD üzerinden İsrail’e sunduğu teklifte, 2002’de Suudi Arabistan tarafından kaleme alınan ama o tarihte İsrail tarafından reddedilen bir planı yeniden gündeme getirdi. Buna göre, İsrail 1967’de işgal ettiği topraklardan çekilecek, Doğu Kudüs, Filistin Devleti’nin başkenti olacak. Bunun karşılığında 22 Arap ülkesi İsrail’i resmen tanıyacak ve diplomatik ilişkiler kuracaklar.Arap Birliği heyetinin Washington’da ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden ve Dışişleri Bakanı John Kerry ile yaptığı görüşme Filistin’de barış için yeni bir heyecan dalgasına yol açtı. 2010’da kesilen Filistin-İsrail barış görüşmelerinin yeniden başlayabilme ihtimali tartışıladursun, konunun detaylarına vakıf olanlar masadaki devasa meselelerin çözülmesinin hiç de kolay olmadığının farkındalar.

 

YAHUDİ YERLEŞİMCİLER

“İsrail 2002’de kabul etmediği bu teklife neden şimdi sıcak baksın ki?” diye sorabilirsiniz. Aslında Arap teklifinin İsrail’de “değerlendirilmeye değer” bulunmasına sebep olan önemli bir yönü var. Arap Birliği temsilcileri ilk defa, “toprak değiş-tokuşu”nun da tartışılabileceğini ifade ettiler.

Toprak değiş-tokuşu, 1967’de işgal edildikten sonra çeşitli İsrail hükümetleri tarafından Yahudi yerleşimcilere açılan Filistin topraklarının İsrail’de kalması, bunlar karşılığında İsrail’in de kendi topraklarının bir bölümünü Filistin Devleti’ne vermesi anlamını taşıyor. Yaklaşık 300 kilometrekarelik Filistin toprağı İsrail tarafından ilhak edilecekken, aynı miktarda İsrail toprağının da Filistin’e verilmesi düşünülüyor. Bu yolla İsrail, işgal altındaki topraklara yerleştirdiği yaklaşık 240 bin kişinin (yasa dışı Yahudi yerleşimcilerin yaklaşık %80’i) o topraklarda yaşamaya devam etmelerine imkân vermek istiyor. Toprak değiş-tokuşuna dair iki çok önemli problem var.

Birincisi, Hamas’ın bu düşünceye kesinlikle olumlu bakmaması. Hamas gibi İslami Cihad da, 1967 öncesi sınırlarına tamamen çekilmediği sürece İsrail’le bir barışın söz konusu olamayacağını ilan etmiş durumda. İkinci problem ise, eğer bir toprak pazarlığı yapılacaksa, İsrail’in Filistin’e hangi toprakları önereceği. Çeşitli düşünce kuruluşları ve akademik çevreler tarafından hazırlanan değiş-tokuş haritalarının neredeyse tamamında, İsrail’in Filistin’e yerleşime ve tarıma elverişli olmaktan uzak, su kaynakları açısından fakir bazı bölgeleri vereceği öngörülüyor. Böyle bir teklifin adil olmaktan uzak ve Filistinlilerce kabul edilemez olduğu ortada.

 

FİLİSTİNLİ MÜLTECİLER

Diğer yandan, taraflar bu planı prensipte kabul ederek masaya otursalar bile üç devasa problemin daha çözülmesi gerekiyor. 

Birincisi, sayıları 4 milyonu aşan Filistinli mültecinin ne olacağı konusu. 1948’den başlayarak Ürdün, Lübnan, Suriye ve Mısır başta olmak üzere bölge ülkelerine iltica etmek zorunda kalan Filistinliler, bağımsız Filistin Devleti ilan edildiğinde ülkelerine dönmek isterlerse, nerelere ve hangi şartlarda yerleştirilecekler? Sadece %3.5’i sulanabilen 6250 kilometrekarelik bir alanda yaşayan 4.5 milyonluk bir nüfusa, mültecilerin sadece yarısı bile eklense, Filistin Devleti’nin daha en başta çok büyük bir sosyo-ekonomik açmazla yüzyüze kalacağı açık. Dahası, İsrail Filistin Devleti’nin bu kadar kalabalık bir nüfusa sahip olmasını istemediğinden, mültecilerin barış sürecinde ülkelerine dönüşünü mümkün olduğunca zorlaştıracak bazı planlar da geliştiriyor.

İkinci problem Kudüs’ün statüsü. İsrail Doğu Kudüs de dâhil olmak üzere ebedi başkenti olarak ilan ettiği bu şehrin bir bölümünü dahi Filistinlilere vermeye şimdilik yanaşmıyor. Filistinliler içinse başkenti Kudüs olmayan bağımsız bir devlet düşünülemez bile. Yahudilerin en mukaddes mekânı olan Ağlama Duvarı ile Müslümanların ilk kıblesi Mescid-i Aksa ve Hazreti Muhammed’in üzerinden Mi’raç’a yükseldiği kayanın (Kubbetüs Sahra) birbirleriyle yan yana ve altlı-üstlü olduğu Eski Kudüs’ün paylaşılması da başlı başına büyük bir problem.

 

GÜVENLİK DUVARI

Son olarak, İsrail’in güvenlik gerekçesiyle Filistin şehirlerinin etrafına inşa etmiş olduğu “güvenlik duvarı”nın akıbetinin ne olacağı da tartışmalı. Bağımsız bir devletin yerleşim birimlerinin, başka bir devletin askerlerinin kontrolündeki duvarlarla çevrilmesi ilk anda mantıklı gelmiyor. Ama İsrail tarafı, “duvar”dan tamamen vazgeçecek gibi de gözükmüyor.

Arap Birliği’nin Washington’daki temasları görüşmelerin yeniden başlayabilmesi için ümitleri yeşertse de, yeni tur görüşmelerin nihai statü antlaşmasıyla sonuçlanmasını beklemek için daha çok erken…

Pin It on Pinterest