Prof. Dr. Çağrı ERHAN

İş birliği mi, rekabet mi? (13.04.2010) Türkiye Gazetesi

ABD’NİN OPERASYON ÜSSÜ Kırgızistan’ın stratejik konumu, bu ülkeyi hem ABD’nin Afganistan operasyonu için, hem de bölgedeki enerji kaynaklarının kontrolü açısından önemli kılıyor RUSYA’NIN ARKA BAHÇESİ Rusya, arka bahçesi olarak gördüğü Kırgızistan’da “yabancı” unsurların denetimini arzu etmiyor. Çin ise Doğu Türkistan’dan dolayı ülkeye karşı hassas…  NÜKLEER SİLAH AZALTILACAK ABD Başkanı Barack Obama ile Rusya Devlet Başkanı Dimitry Medvedev, karşılıklı olarak nükleer silahlarını azaltmalarını öngören Stratejik Silahlar Antlaşması’nı (START) 8 Nisan 2010’da Çek Cumhuriyeti’nin başkenti Prag’da imzaladı. Rusya Federasyonu ile ABD karşılıklı olarak nükleer silahlarını azaltmalarını öngören Stratejik Silahlar Antlaşması (START) 8 Nisan 2010’da Çek Cumhuriyeti’nin başkenti Prag’da imzalandı. İki ülkenin nükleer silah başlıkların üçte bir, nükleer silah taşıyabilen denizaltı, füze ve bombardıman uçaklarının sayısını ise yarı yarıya azaltmasını öngören antlaşmanın imzalanmasını tüm haber ajansları en önemli gündem maddesi olarak duyurdu. Bu antlaşmanın imzalandığı saatlerde, Kırgızistan’da sokaklar karışmış, muhalefetin başlattığı silahlı ayaklanma sonucunda Devlet Başkanı Kurmanbek Bakiyev Bişkek’i terk etmek zorunda kalmıştı. STRATEJİK REKABET Bölge uzmanlarının ortak görüşü, Kırgızistan ayaklanmasının aslında bu ülke üzerinde etkin olmaya çalışan ABD, Rusya ve Çin arasındaki stratejik rekabetin bir ürünü olduğu yönünde. Yani, Prag’da medyaya gülücükler dağıtarak el sıkışan ABD ve Rusya liderleri, nükleer silahlardan arınmış bir dünya için iş birliği yaptıkları izlenimini vermeye çalışırlarken, perde gerisinde her iki ülkenin istihbarat mensuplarının sonuna kadar içinde olduğu kıyasıya bir rekabet Bişkek sokaklarında doruğa tırmanmaktaydı. Tıpkı Gürcistan ve Ukrayna gibi, Kırgızistan da ABD ile çok yakın ilişkiler kurmuş hatta Rusya’nın tüm baskılarına rağmen, ABD’nin, görünüşte Afganistan operasyonunda kullanmak, aslında Rusya’nın bölgedeki askerî varlığını dengelemek için Manas’ta bir üs kurmasına da izin vermişti. Bakiyev’in iktidara gelişi nasıl ABD ve Rusya arasındaki bölgesel rekabetin bir uzantısı olarak gerçekleştiyse, Bişkek’i bırakıp, kaçışı da öyle oldu. Rusya “renkli devrimlerin” rövanşını almaya 2008 Ağustosunda Gürcistan’la başladı. Bu ülkeye yapılan Rus müdahalesi sonucunda Abhazya ve Güney Osetya bağımsızlık ilan etti. “Gül devrimi”yle iktidara gelen ABD yanlısı Şaakaşvili hükümeti, başkanlık seçimlerinin son dönemecindeki Washington’dan beklediği yardımı alamayarak son derece zor durumda kaldı. Rusya ABD’den ikinci rövanşı Ukrayna’da aldı. Şubat 2010’da yapılan seçimlerde, “Turuncu Devrimle” iktidara gelen hareketin liderlerinden Başbakan Yulia Timoşenko, Rusya yanlısı Viktor Yanukoviç karşısında kaybettikten sonra başbakanlıktan da ayrılmak zorunda kaldı. Kırgızistan’da olanlar ise Rusya’nın ABD’den aldığı üçüncü rövanş olarak değerlendirilebilir. Zira Bakiyev ABD’nin açıktan ve Rusya’nın perde gerisinden verdiği destekle iktidara geldikten sonra Manas üssünün açılmasına izin vermiş ama bir süre sonra yavaş yavaş Rusya’ya “göz kırpmaya” başlamıştı. Bush’un iktidardan ayrılmasının ardından, Bakiyev’in Rusya’yla yakınlaşması hız kazanmış ve Kırgız devlet başkanının Şubat 2009’da Moskova’ya gerçekleştirdiği ziyaretin ardından, Manas üssünün kapatılacağı açıklanmıştı. Ama ABD Manas üssünden vazgeçmek istemiyordu. Bakiyev, ABD’nin ısrarlarını, kendi lehine bir mali pazarlığa dönüştürerek, hem ateşle oynadı, hem de kendi siyasi sonunu hazırladı. Nitekim Bakiyev’in, Manas üssünden aldığı kirayı artırmak suretiyle Amerikan askerlerinin ülkedeki varlığına tekrar izin vermesi bardağı taşıran son damla oldu. Moskova tepkisini, Kırgızistan’a sattığı benzinin ve doğalgazın fiyatını artırarak gösterdi. Fiyatların artışı ise, Bakiyev’i, aile bireylerini kilit mevkilere getirerek “ülkeyi soymakla” itham eden muhalefetin sokaklara dökülmesinin gerekçesini oluşturdu. DÜNYA BARIŞI İÇİN… ABD ve Rusya’nın nükleer konularda iş birliği yapmaları elbette dünya barışı açısından önemlidir. Fakat bu iki ülke Avrasya coğrafyasında rekabeti bir yana bırakıp, bölgenin ortak sorunlarına karşı iş birliği yapmadıkları sürece, bölge ülkelerinin yeni ayaklanmalar ve rejim değişiklikleri yaşayacakları aşikârdır.

Pin It on Pinterest