Prof. Dr. Çağrı ERHAN

ZİRVELER HAFTASI (31.03.2009) Türkiye Gazetesi

NATO zirvesinde Türkiye’yi ve dünyayı yakından ilgilendiren yeni sonuçların ortaya çıkması bekleniyor. Medeniyetler İttifakı İstanbul Forumu ise 83 ülkenin delegelerini bir araya getirerek mini bir Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na dönüşecek Önümüzdeki hafta ardı ardına iki önemli zirve toplantısı yapılacak. Bu toplantılardan hem dünyayı hem de Türkiye’yi yakından ilgilendiren sonuçların çıkması bekleniyor. İlk toplantı 3-4 Nisan tarihlerinde Fransa’nın Strasbourg ve Almanya’nın Kehl kentlerinde ortaklaşa düzenlenecek olan Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) zirvesi. Bunu 6-7 Nisan tarihlerinde Türkiye’nin evsahipliğinde İstanbul’da düzenlenecek Medeniyetler İttifakı İstanbul Forumu takip edecek. İstanbul Forumu esnasında ABD Başkanı Barrack Hüseyin Obama’nın da Türkiye’ye resmi bir ziyaret düzenleyecek oluşunu unutmamak gerekli. Önce NATO Zirvesinin içeriğine ve Türkiye için önemine değindikten sonra ağırlıklı olarak Medeniyetler İttifakı İstanbul Forumu üzerinde durmak istiyorum. NATO Zirvesinin gündeminde dört öncelikli konu yer alıyor: 21. Yüzyılın yeni tehditleriyle mücadelede NATO’nun rolü; özellikle Somali açıklarında halen devam eden korsanlık ve deniz haydutluğuyla mücadele; Afganistan’daki NATO operasyonunun geleceği ve Ağustos ayındaki Gürcistan olayları sırasında bozulan NATO-Rusya ilişkilerinin tekrar rayına oturtulması. Bu dört önemli konuya ek olarak İttifak’a yeni üyelerin alınması ve Fransa’nın 1966’da ayrılmış olduğu NATO’nun askeri kanadına dönüşü de Zirvenin öne çıkan başlıkları arasında. TÜRKİYE İÇİN ÖNEMİ Bütün bu başlıkları göz önünde bulundurduğumuzda bilhassa iki konunun Türkiye için büyük önem taşıdığı görülmekte. Birincisi, Afganistan operasyonunun geleceği konusu. ABD Başkanı Obama’nın dış politikada ağırlık merkezini Irak’tan Afganistan’a kaydırdığı bir dönemde bu ülkeye daha fazla asker gönderme kararı aldığı ve NATO müttefiklerinden de aynı yönde adımlar atmalarını beklediğini biliyoruz. Türkiye, Afganistan’a ilave askeri birlikler göndermeye sıcak bakmakla birlikte, Türk askerinin çatışmanın olduğu bölgelerin dışında konuşlanması konusundaki tutumunda bir değişiklik yapmadı. Aynı tutumun NATO Zirvesinde de devam edeceğini bekleyebiliriz. Bugüne kadarki insani yardımlarıyla Afgan halkının gönlünde taht kurmuş olan Mehmetçiğin önümüzdeki dönemde de benzer şekilde anılması ve Türkiye’nin itibarının yükselerek devamı, askerlerimizin cephede değil, Kabil başta olmak üzere Afgan kentlerindeki görevlerine devam etmesiyle mümkün olacaktır. BİR BİLDİKLERİ Mİ VAR? Türkiye’yi ilgilendiren ikinci konu ise Fransa’nın NATO’nun askeri kanadına dönüşü. Afganistan konusunda son derece akılcı bir tutum sergileyen Türkiye, maalesef bu konuda dirayet gösteremedi. Her platformda Türkiye’yi dışlayan, AB ile müzakere sürecimizde beş fasılı bloke eden, Ermeni iddialarının Avrupa’daki şampiyonluğunu yapan, üstelik Türkiye’yi “tarihi ve kültürel farklılıkları” sebebiyle “Avrupa’nın ötekisi” ilan etmekte beis görmeyen Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy’e tarihi bir ders verme fırsatını kaçırmak üzereyiz. Elinde bulundurduğu “veto” hakkını kullansa Fransa’yı dize getirebilecek olan Türkiye, her nedense, teknik bir takım gerekçeleri ileri sürerek bu hamleyi yapamıyor. 1980’de Yunanistan’ın NATO’ya geri dönüşüne ABD’nin baskı ve telkinleriyle “evet” demiştik. 29 yıldır dış politikamızda bunun pişmanlığını duymaya devam ediyoruz. Şimdi aynı pişmanlığı Fransa’ya “hayır” demediğimiz için de yaşayacağız. Tabii bizim gibi devlet yönetiminde bulunmayan akademisyenlerin hariçten gazel okumaları kolay! Herhalde Fransa’nın NATO’nun askeri kanadına dönüşüne ses çıkarmayanların vardır bir bildikleri. Hayırlısı olsun.MEDENİYETLER İTTİFAKI NATO Zirvesi bitecek ve İstanbul’da Medeniyetler İttifakı Forumu başlayacak. İlki 2008 yılının Ocak ayında İspanya’nın başkenti Madrid’de gerçekleştirilen Forumun devamı niteliğindeki İstanbul toplantısı, başta Medeniyetler İttifakı’nı bünyesine alan Birleşmiş Milletler olmak üzere çok sayıda uluslararası örgütün temsilcilerini ve projenin “Dostlar Grubu”nda yer alan 83 ülkenin delegelerini bir araya getirecek. Yani, İstanbul’da mini bir Birleşmiş Milletler Genel Kurulu yapılacağını söylesek abartmış olmayız. Medeniyetler İttifakı düşüncesi, 11 Eylül saldırılarından sonra dünyada giderek artan İslam düşmanlığı ve İslam korkusu (islamofobi) ile mücadele için Türkiye ve İspanya’nın eşbaşkanlıklarında 2005 yılında başlatılmış bir girişimdir. Beş temel hedefe ulaşmayı amaçlamaktadır: Başta Müslüman ve Batılı toplumlar olmak üzere, farklı kültürler arasında bir köprü oluşturmak suretiyle karşılıklı güven ve anlayışı geliştirmek; milletler ve kültürler arasında kutuplaşmaların önüne geçmeyi gaye edinmiş projelere destek olmak; insanlar arasında dini ve kültürel çatışmalara mani olacak arabuluculuk ve uzlaşı mekanizmalarını oluşturmak; kültürler arasında köprü kurmaya çalışan projelerin görünürlüğünü sağlayacak bir platform oluşturmak ve bugüne kadar başarılı olmuş bu türden çalışmalara ilişkin verileri toplayıp, geleceklerdeki benzer çalışmalar için kullanılmasını sağlamak. KÜRESEL BARIŞA KATKI Dünyanın çeşitli bölgelerinde suni ayrımların kasıtlı biçimde körüklendiği ve dünya medeniyetine çok büyük katkılar sağlamış olan Müslüman toplumların Batılı bazı siyasetçi ve fikir adamları tarafından küçümsenmeye devam edildikleri bir dönemde gerçekleşecek olan İstanbul Forumu’nun, küresel huzur ve barışa katkı sağlamasını temenni ediyoruz. Bu girişimin başarıyla devam etmesini sağlayan Türkiye ve İspanya’nın kültürlerarası küresel diyaloğa bu olumlu katkıları elbette diğer ülkeler tarafından şükranla anılacaktır.  Medeniyetler İttifakı Projesi’nin yüksek düzeyli 4. toplantısı Kasım 2006’da İstanbul’da yapılmıştı. Toplantıya Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve İspanya Başbakanı Jose Zapatero katılmıştı. 12 ayrı konuda çalışma İstanbul Forumu’nda, “Kriz dönemlerinde küresel gündemi şekillendirme – Kültürel çeşitliliğin iyi yönetişimi neden önemlidir?”, “Diyaloğun geliştirilmesi ve iş birliğinin güçlendirilmesi – Yenilikçi politika ve girişimlerin irtibatlandırılması” ve “Zihinlerde barışı inşa etmek -Diyalog eğitimi” başlıklarında üç genel oturumun yanı sıra, göçmenlerin yaşadıkları toplumlarla bütünleşmelerinden, gençlerin kültürlerarası diyaloğa alıştırılmaları, kadınların barış kültüründeki rollerinden, kültürlerarası çatışmaların önlenmesinde medyanın sorumluluklarına kadar 12 ayrı başlık altında da eşzamanlı çalışma toplantıları (çalıştay) düzenlenecek.

Pin It on Pinterest